-

Başa sar beni…
-

Bir sözcük olarak insanların arasında dolaşmak tuhaftı.
-

Sevdiğim insanları düşündüm..
-

Sesimi bir duy diye beklemek zor geliyor.
-

Bir yerde bir yanlış mı yapıyorum acaba? Bugün de bitti, hiç yaşanmamış gibi. Yağmurda ıslanmasam yaşamış saymayacağım bir gündü gerçekten. Baştan yazamayacağını, bugünü tekrar yaşama fırsatının olmadığını düşününce üzülüyor insan…
-
Oynatma: 27[Flash 9 is required to listen to audio.]
Mayıs 28, 2012 tarihinde gönderildi via odegildelan with 6 yorum
Kaynak: odegildelan
-
Saatim çalmadan uyandım bugün
Dünkü fırtına çoktan dinmiş
Yağmur yağmış her yer yıkanmış
Vakit kaybetmeden yazmaya başladım
Bir ağacım ormanda
Dallı budaklı
Baharı bekler dururum
Gövdemde adın yazılı
Dudağımda bir damlan
Denize dönüp
Şiirler yazdım sana
Okur musun söyle
Yüreğimdi her şeyin
Kuruyup sevdim
Uzanıp ellerimden tutar mısın söyle
Saatim çalmadan uyandım bugün
Dünkü fırtına çoktan dinmiş
Yağmur yağmış her yer yıkanmış
Vakit kaybetmeden yazmaya başladım
Bir ağacım ormanda
Dallı budaklı
suyumu bekler dururum
Gövdemde adın yazılı
Dudağımda bir damlan
Denize dönüp
Şiirler yazdım sana
Okur musun söyle
Yüreğimdi her şeyin
Kuruyup sevdim
Uzanıp ellerimden tutar mısın söyle -
Oynatma: 220[Flash 9 is required to listen to audio.]
Kocaman bir “hiç” olmaktan korkuyor herkes.
Yıllarınızı kendiniz için geçiriyorsunuz önce.
Bazen canınızdan çok sevdiğinizi düşündüğünüz arkadaşlarınız, bazen tek gerçek varlığınız olan aileniz veya size kötü davrandığı halde sizin kıyamadığınız insanlar uğruna yaşadığınızı düşünseniz de sadece kendiniz için geçiriyorsunuz saatlerinizi.
Zaman, size durmuş gibi geliyor kimi sıra. Mıhlanıyor gibi sanki. Kıpırdamıyor.
Geçmiyor saniyeler, dakikalar, saatler… Günler hiç geçmiyor ve sizin hayatınız hiç değişmiyor gibi hissediyorsunuz. İnsanlar sizin boğazınıza yapışmış gibi, nefesiniz kesiliyor bazen. O insanlar sizi anlamıyor ama. Sizi sizden başkası fark etmiyor.
Yine de onlara muhtaç hissediyorsunuz kendinizi. Onlarsız hiçsiniz sanki.
Sizi korkutan da başlı başına bu hiçlik gibi. Değil mi? Sahiden bu değil mi?
Kocaman bir “hiç” olmaktan korkuyor herkes. Yalnız olmaktan. Yalnızlık kolay bir kelime gerçi. Üç hece. Ama çekilmesi zor. Hatta belki en ağır ömür törpüsü.
Tüm insanlığın itiraf edemese de en büyük korkusu, yalnızlık. Hiçlik. Kimsesizlik.
Ve bu geçmek bilmeyen zaman, bunu hissettiriyor işte size. Damarlarınızdan bunu akıtıyor sanki. Bu korkuyu, bu hissiyatı ve bununla gelen dramatik günlerinizi.
Sonra soyutlanıyorsunuz. İnsanlardan ve onlarla geçirdiğiniz zamandan bir tat alamıyorsunuz. İnsanların arasında insansız kalıyorsunuz. Hiçleşiyorsunuz.
Hiçleştiğiniz her bir gün daha çok zayıflıyorsunuz. Bir başkasına daha çok muhtaç oluyorsunuz. Güvenemediğiniz insanlara güvenmeyi diliyorsunuz. Olmuyor.
Nefes alıyorsunuz ama aldığınızın farkına varamıyorsunuz. Hayatınız yaşam olmuyor. İkisini aynı kefeye koyuyorsunuz. Hayat ve yaşamı ayırt edemiyorsunuz.
Nefesiniz kesiliyor. Nefesiniz geliyor. Nefesiniz artık bir anlam ifade etmiyor.
Ve sonra bir gün. Zaman ya bu. Hiç geçmez derken geçiveriyor göz açıp kapayıncaya kadar. Tam size tak ettiği anda tek bir göz kırpışınız ile akıveriyor su gibi. Anlamıyorsunuz ne olduğunu, ne olacağını, nasıl gideceğini…
Kaybolmayı göze alarak ilerliyorsunuz önünüze çıkan yeni yoldan. Yanınızda yeni bir insan ile, her şeyi kabullenerek gidiyorsunuz oradan. Yürüyorsunuz.
Siz yürürken o sizin elinizden tutuyor sonra bir anda. Ne olduğunu anlamıyorsunuz. Sanki siz onun elinden tutmuşsunuz gibi oluyor. Karar veremiyorsunuz. Ama önem vermiyorsunuz. Kenetlenmiş ellerinize bakarak kalbinizin mutluluğunu gülümsemeleriniz ile yansıtıyorsunuz etrafınıza. Mutlu oluyorsunuz.
Mutlu olduğunuzda ne oluyor biliyor musunuz? Fark ediyorsunuz.
Hayatın yaşam ile eş değer olmadığını anlıyorsunuz. Yaşamın gerçekten nefes almak olduğunu ve bu nefes almanın sanki onun için yaşamak gibi olduğunu fark ediyorsunuz. Parmaklarınızı parmaklarına kenetlediğiniz o insanı benimsiyorsunuz.
Birini benimsemenin, insanı ne kadar mutlu ettiğini anlıyorsunuz sonra.
O yanınızdayken zaman su olup akıyor sizin etrafınızdan. Çevreniz daima hanımeli çiçeği gibi kokuyor. Her bir sözüyle o, kalbinizi tekrar tekrar fethediyor.
Ve bazen bir kişinin son olmayacağını bilerek başlarken yola, göz göre göre; bir başkasında ondan başkasının size gerçek nefesi veremeyeceğini anlıyorsunuz yolun ortasına geldiğinizde. Gurur duyuyorsunuz, sizinle.
Hem onunla, hem kendinizle.
Eğer size yaşam veren biri varsa hayatınızda,
Şansın en güzel yüzü gülümsemiş size.
Kaybetmeyin. Gidin ve ona sımsıkı sarılın.
Sarılın ve onu sakın bırakmayın.
Çünkü o, sizsiniz. O, sizin kalbiniz.
-
Oynatma: 27[Flash 9 is required to listen to audio.]
Kesinlikle bu akşama iyi giden bir müzik oldu..
(aylakkedii gönderdi)
Mayıs 26, 2012 tarihinde gönderildi via odegildelan with 6 yorum
Kaynak: odegildelan
-
Sevdiğin birini kaybetmenin ne demek olduğunu bilirim. Yüzünde hep bir hüzün olur insanın. Gülerken bile gözlerinde saklar onu, mutlu olurken bile gizliden gizliye pişmanlık duyar. Sen, sen gülünce, sen gülünce çok güzel oluyorsun tenten kafa. sen hep gül. Çünkü her masalın sonu güzel bitiyor. Senin bir masal dünyan var ve orada kara balıklar değil prensesler olmalı. Hep mutlu olman dileğiyle…
Sedef… Leyla… Yada işte her kimse…